07 Eylül 2010
Salı, 03:55

       Ana Sayfa   |   Hakkımızda   |   Danışmanlıklarımız   |   Eğitimlerimiz   |   Franchising   |   Forum   |   Bize Ulaşın

 

  İnsan Kaynakları
   İKY Planlaması
   İK'da Ücretlendirme
   İK'da İş Analizi
   Performans Değerlen.
   İşe Alma Yöntemleri
   İK'da Egt. ve Geliş.
   Kariyer Gelişimi
   İş Hukuku
   Mülakat
   Oryantasyon
   CV Oluşturma
   İnsan Kaynakları Nedir
  Business
   CEO Nedir?
   Markalaşmak
   Kurumsal İmaj
   Takım Çalışması
   Yönetici
   Liderlik
   Yatırımcı Girişimci
   Satış Yöntemleri
   Perakendecilik
   Pazarlama Yöntemleri
   Verimlilik
   Maliyet Planlama
  Merak Ettikleriniz
   Asabiyet
   Başarı Yöntemleri
   Beden Dili
   Beyin
   Beyin Fırtınası
   Bilinçaltı
   Değişim
   Diksiyon
   Diyet
   Empati
   Hafıza
   Hedef Belirleme
   İkna
   İletişim
   İnsan Tanıma
   Karar Vermek
   Korku
   Liderlik
   Mobbing
   Modelleme
   Motivasyon
   Mutluluk
   Olumlu Düşünce
   Öğrenme
   Özgüven
   Risk Yönetimi
   Sabır
   Stres
   Sunum Becerileri
   Şiddet
   Üretken Düşünce
   Zaman Yönetimi

Burcu Kaplan

burcukap@gmail.com

Eleştirme Sanatı

~~Hindistan’da çok ünlü bir ressam varmış. Herkes bu ressamın yaptıklarını kusursuz kabul edecek kadar beğenirmiş. Onu “Renklerin Ustası” anlamına gelen “Ranga Çeleri” olarak tanısalar da; kısaca ‘Ranga Guru’ derlermiş. Onun yetiştirdiği bir ressam olan Raciçi ise artık eğitimini tamamlamış ve son resmini yaparak Ranga Guru~ya götürmüş ve ondan resmini değerlendirmesini istemiş. Ranga Guru ise; ‘Sen artık ressam sayılırsın Raciçi, artık senin resmini halk değerlendirecek’ diyerek resmi şehrin en kalabalık meydanına götürmesini ve en görünen yerine koymasını istemiş. Yanına da kırmızı bir kalem koyarak halktan beğenmedikleri yerlere çarpı koymalarını rica eden bir yazı bırakmasını istemiş. Raciçi denileni yapmış. Birkaç gün sonra resme bakmaya gittiğinde görmüş ki, tüm resim çarpılar içinde ve neredeyse görünmüyor. Çok üzülmüş tabii. Emeğini ve yüreğini koyarak yaptığı tablo kırmızıdan bir duvar sanki. Alıp resmi götürmüş Ranga Guru~ya ve ne kadar üzgün olduğunu belirtmiş.

Ranga Guru üzülmemesini ve yeniden resme devam etmesini önermiş. Raciçi yeniden yapmış resmi ve yine Ranga Guru~ya götürmüş. Tekrar şehrin en kalabalık meydanına bırakmasını istemiş Ranga Guru. Ama bu defa yanına bir palet dolusu çeşitli renklerde yağlı boya, birkaç fırça ile birlikte. Ve yanına insanlardan beğenmedikleri yerleri düzeltmesini rica eden bir yazı ile birlikte bırakmasını istemiş. Raciçi denileni yapmış. Birkaç gün sonra gittiği meydanda görmüş ki resmine hiç dokunulmamış, fırçalar da, boyalar da kullanılmamış. Çok sevinmiş ve koşarak Ranga Guru~ya gitmiş ve resme dokunulmadığını anlatmış. Ranga Guru ise; ‘Sevgili Raciçi, sen birinci konumda insanlara fırsat verildiğinde ne kadar acımasız bir eleştiri sağanağı ile karşılaşabileceğini gördün.

Hayatında resim yapmamış insanlar dahi gelip senin resmini karaladı. Oysa ikinci konumda onlardan hatalarını düzeltmelerini istedin, yapıcı olmalarını istedin. Yapıcı olmak eğitim ve bilgi gerektirir. En önemlisi sabır ve karşımızda insana hoşgörü gerektirir. Hiç kimse bilmediği bir konuyu düzeltmeye kalkmadı, cesaret edemedi. Ancak insanlar bilmedikleri halde eleştirebilirler. Sevgili Raciçi mesleğinde usta olman yetmez, bilge de olmalısın. Emeğinin karşılığını, ne yaptığından haberi olmayan insanlardan alamazsın. Onlara göre senin emeğinin hiçbir değeri yoktur. Çünkü ne yaptığın hakkında bilgileri yoktur, fikirleri de yoktur. Sakın”

Hepimizin iyi ya da kötü yaptığımız işler, ürünler veya yetenekler vardır. Yani herkes bir şekilde bir şey üretir. Evdeki annemiz elindeki örgü ile, işindeki babamız yaptığı meslek ile, masada ders çalışan kardeşimiz aldığı notlarla, gibi herkes bir çok şekilde üretime devam eder. Üretim devam ederken ürünün üzerine de fikirler gelişir. Bu iş yerinde zaman zaman bizi yükseltirken, bazen de olumsuz yönde etkileyebilir. Yaptığımız işe puan verecek ya da prim verecek olan kişinin yapmış olduğu olumlu ya da olumsuz eleştirisi bizi oldukça etkileyecektir. Siz emek ile çalışır, yeri gelir uykusuz kalırsınız, yeri gelir çok masraf edersiniz. Ancak bir gün eleştirilebilirsiniz. İlk başta çok kızarsınız. Ancak olumlu ya da olumsuz eleştirilmekten daha çok yıkıcı ve yorucu eleştiriler sizin canınızı daha fazla sıkacaktır. Hele ki karşı tarafın ürününüz hakkında en ufak bir bilgisi yok ise sizin için çıldırmamak içten bile değildir. Ancak, herkes eleştirir. Bilse de bilmese de, eleştirir.

Eleştirilmeyi engellemek mümkün değildir. Ancak en bilinçsiz yani bilgisiz eleştiriden dahi çıkarılacak yani geliştirilecek bir taraf vardır. Siz günlerce uğraşıyor ve bir bebek dünyaya getiriyorsunuz yaptığınız ürün ile. Ona gözünüz gibi bakıyorsunuz ve ben acımasızca senin canından çok sevdiğin bebeğini, ürününü eleştiriyorum. Bunu kabul etmek ve geliştireceğim diye bakmak gerçekten zordur sayın okurlar. Çünkü birisi gelmiş ve sizin bebeğinizi eleştirmektedir. Dikkate aldığınız ve uygulamaya geçirdiğiniz an ise fayda ile karşı karşıya gelirsiniz. Sonra tam bunu yeni kabul etmişken ikinci ve farklı bir eleştiri daha gelir. Benzer davranışları yine yaşarsınız. Her seferinde kabullenme ve faydaya dönüştürme beceriniz gelişir. Size yapılan her eleştiriyi geliştirmeniz gereken taraf olarak alır ve faydalanırsınız. Ancak ilk eleştiride sabırlı ve dayanıklı olmak gereklidir. Sabırlı ve dayanıklılığını koruyan kişi ancak, Raciçi olacaktır.

Bununla birlikte, o eleştiriye tahammül edebilmek de çok önemlidir. Eleştirinin yapıcı ya da yıkıcı olması benim bakış yönümle doğrudan ilişkilidir. Karşıdaki kişi beni istediği gibi eleştirebilir. Benim o eleştiriye tahammül etme sınırım ve çıkaracağım anlam tamamen benimle alakalıdır. Tabiî ki yapıcı yönde bir eleştiri ise, eleştiriye hazır ve tahammüllü olmayı da kolaylaştırır. Ne yazık ki bu tür eleştiri ile çok nadir denecek kadar az karşılaşırız.

Asıl olan, atalarımızın dediği gibi, Amacımız bağcıyı yermek, dövmek değil de, amaç üzüm yemek olmalıdır. Hedefimiz karşımızdaki kişiye fayda sağlamak, ona fikir vermekse ki zaten eleştiri bunun için yapılır; dozunu, ölçüsünü ve söyleniş tarzını ayarlamamız gereklidir.

Eleştirmeden her süreci kabul eden değil, eleştirerek; yeni yapılar oluşturan, yeni kararlar alan ve eskiyi daha kaliteli ve faydalı yaşayan bir topluluk olmak dileğiyle.
Eleştirelim, gelişelim; gelişelim ve daha fazlası için yine eleştirelim. 
        
Sevgilerimle…

Dönüşüm Konağı
Burcu Kaplan


  Yayınlanma Tarihi: 29.01.2010 11:15:52  Okunma Sayısı: 175
 
 
  YAZARLARIMIZ
 

Ahmet Çelik
Oyundaki Düşman
 
 

Orhan Müftüoğlu
Kendi Namına Keşke Diyebilse
 
 

Tevfik Ceritoğlu
Bahar Ve Sanat
 
 

Ayhan Acar
Ölümüne Terkedilmek
 
 

Alev Güleryüz
Savaşçının Seçimi
 
 

Talin Taşçıoğullarından
Evimizdeki Zavallılar
 
 

Altuğ Gececi
Aşk İçin Aşk Adına
 
 

Melike Katmer
Hatırla! Sana Emanet Verileni
 
 

Erdem Özbay
Çok Ayıp
 
 

Ayşe Esendal
En İyisini İstemek
 
 

Şeyda Küçükel
Teşekkürler Hayat
 
 

Burcu Kaplan
En İyisi
 
 

Aynur Birkan
Hangi Yöne Baktığını Zannediyorsun?
 
 

Kamer Gündüz
İhtiyaçtandır…
 
 
 
 
     © donusumkonagi.com İnsan Kaynakları ve Eğitim Portalı
     Tüm Hakları Saklıdır - Dönüşüm Konağı
     donusumkonagi.com insan kaynakları ve eğitim dalında Türkiye'nin en iyi uzmanları tarafından hazırlanmıştır.