07 Eylül 2010
Salı, 03:41

       Ana Sayfa   |   Hakkımızda   |   Danışmanlıklarımız   |   Eğitimlerimiz   |   Franchising   |   Forum   |   Bize Ulaşın

 

  İnsan Kaynakları
   İKY Planlaması
   İK'da Ücretlendirme
   İK'da İş Analizi
   Performans Değerlen.
   İşe Alma Yöntemleri
   İK'da Egt. ve Geliş.
   Kariyer Gelişimi
   İş Hukuku
   Mülakat
   Oryantasyon
   CV Oluşturma
   İnsan Kaynakları Nedir
  Business
   CEO Nedir?
   Markalaşmak
   Kurumsal İmaj
   Takım Çalışması
   Yönetici
   Liderlik
   Yatırımcı Girişimci
   Satış Yöntemleri
   Perakendecilik
   Pazarlama Yöntemleri
   Verimlilik
   Maliyet Planlama
  Merak Ettikleriniz
   Asabiyet
   Başarı Yöntemleri
   Beden Dili
   Beyin
   Beyin Fırtınası
   Bilinçaltı
   Değişim
   Diksiyon
   Diyet
   Empati
   Hafıza
   Hedef Belirleme
   İkna
   İletişim
   İnsan Tanıma
   Karar Vermek
   Korku
   Liderlik
   Mobbing
   Modelleme
   Motivasyon
   Mutluluk
   Olumlu Düşünce
   Öğrenme
   Özgüven
   Risk Yönetimi
   Sabır
   Stres
   Sunum Becerileri
   Şiddet
   Üretken Düşünce
   Zaman Yönetimi

Erdem Özbay

eerdem.ozbay@gmail.com

Gerçek Oyunda Kalabilmek

Savaşın en stratejik bölümünde idi. Önüne çıkan tüm askerleri bir bir öldürüyordu. Günlerdir uğraşmıştı savaşı kazanmak için. Yapması gereken bir çok işi yarım bırakmış, ailesini ihmal etmişti. Artık çok güçlüydü. Burada vazgeçemezdi. Hiç bu kadar güçlü olmamıştı. Önüne çıkan askerlerin bazılarını esir alıyordu bazılarının kafasını kesiyordu. Aceleci davranıyordu; hızlıydı. Bir o kadarda asabi ve heyecanlıydı. Her şey o kadar hareketliydi ki ne tarafa bakacağını şaşırmıştı. Artık gelmesi gereken yere çok yaklaşmıştı. Tüm düşman askerlerini öldürmüştü nerdeyse.
Önünde sadece bir düşman askeri kalmıştı ve ona sessiz sessiz yaklaşıyordu. Silahını çıkardı tam düşman askerini öldürecek; birden bağırmaya başladı. Çığlıklar atıyordu. Önünde ne varsa yıkıp geçiyordu. Hıçkırıklar ile ağlıyordu.

Çünkü; elektrikler kesilmişti.

Ve o çocuk haftalardır playstationda oynadığı bu savaş oyununu geçmek üzere iken olmuştu bu. Oyunu kazanmak için derslerini ihmal etmişti. Onlarca kez annesiyle ve babasıyla tartışmıştı. Bu oyun onu asabileştirdiği için bir çok arkadaşını kırmış ve onlarla küsmüştü. Oyunun son bölümünde tam da kazandım derken elektrikler kesilemezdi. Bu olamazdı, olmamalıydı.

Annesi telaşla oturma odasına koştu ve oğlum ne oldu diye heyecanla bağırdı. Çocuk ağlayarak annesine bağırmaya başladı oyun bitti…

Ne oyunlar bitmedi ki demek geliyor insanın içinden. Bir playstation oyunu bitse ne olur ki demek geliyor. Ama o çocuk için hayatın anlamı bu oyun olunca işler değişiyor. Kendi hayatını bu oyun haline getirince elektriklerin kesilmesine üzülüyor insan. Ama daha çok çocuğun gerçek oyununu unutmasına üzülüyor insan…

Okulunu bu oyun için unutmasına, ailesine iyi bir evlat olmayı unutmasına, arkadaşlarına iyi bir dost olması gerektiğini unutmasına üzülüyor insan. Oynaması gereken gerçek oyunları oynamayıp haftalarca sanal oyunların içinde kaybolup gitmesine üzülüyor insan.

Sonra büyüyor o çocuk ve biz yetişkinler oluyor. Anne olmasına rağmen anne, baba olmasına rağmen baba olmayı unutuyor. O kadar çok işi ile ilgileniyor ki, kafasında o kadar çok şey var ki gerçek rollerini unutuyor. Ve işe giriyor o çocuk, çalışmaya başlıyor. Ama işin içine giremiyor bir türlü. Gerçek rolünü unutuyor orada da ve farklı oyunlar kuruyor kafasında; Nasıl daha fazla kazanabilirim, benim hakkımda kim ne demiş, ama kimse benim kadar çalışmıyor ki demekten gerçek oyununu unutuyor ve artık kendisinin bir işi olmuyor. Huzursuzluk ve stres çıkmıyor hayatından. Anne ve babasını ziyarete gidiyor ama kendini onlara veremiyor. Onların yanın da 1 saatten fazla duramıyor. Kafasında o kadar şey var ki evlat olduğunu unutuyor. Ve o oyunu da kaybediyor…

Hepimizin bir hayatı yani oyunu var. Ve hepimiz kendi oyunumuzu en iyi şekilde oynamakla hükümlüyüz. Hayattaki rolünümüzün ne olduğu da önemli değil, o rolde oyunu ne kadar iyi oynadığımız önemli.
Eve geldiğimizde anne veya baba olup çocuğumuzla vakit geçirebiliyor muyuz, eşimizle vakit geçirmekten zevk alabiliyor muyuz? İşe gittiğimizde iyi bir çalışan olabiliyor muyuz? Anne ve babamıza iyi birer evlat olabiliyor muyuz? İşte bütün mesele bu. Bizler gerçek oyunlarımızın içine farklı oyunlar yerleştirip hayatımızı mutsuz kılmadıkça; sadece gerçek olan oyunu en iyi şekilde oynamaya çalıştıkça; işte o zaman tüm oyunları kazanmaya başlayacağız.

Dönüşüm Konağı
Erdem Özbay


  Yayınlanma Tarihi: 29.01.2010 11:17:11  Okunma Sayısı: 154
 
 
  YAZARLARIMIZ
 

Ahmet Çelik
Oyundaki Düşman
 
 

Orhan Müftüoğlu
Kendi Namına Keşke Diyebilse
 
 

Tevfik Ceritoğlu
Bahar Ve Sanat
 
 

Ayhan Acar
Ölümüne Terkedilmek
 
 

Alev Güleryüz
Savaşçının Seçimi
 
 

Talin Taşçıoğullarından
Evimizdeki Zavallılar
 
 

Altuğ Gececi
Aşk İçin Aşk Adına
 
 

Melike Katmer
Hatırla! Sana Emanet Verileni
 
 

Erdem Özbay
Çok Ayıp
 
 

Ayşe Esendal
En İyisini İstemek
 
 

Şeyda Küçükel
Teşekkürler Hayat
 
 

Burcu Kaplan
En İyisi
 
 

Aynur Birkan
Hangi Yöne Baktığını Zannediyorsun?
 
 

Kamer Gündüz
İhtiyaçtandır…
 
 
 
 
     © donusumkonagi.com İnsan Kaynakları ve Eğitim Portalı
     Tüm Hakları Saklıdır - Dönüşüm Konağı
     donusumkonagi.com insan kaynakları ve eğitim dalında Türkiye'nin en iyi uzmanları tarafından hazırlanmıştır.