Bul Karayı Al Parayı
Ünlü fizik bilim adamı Niels Bohr, kapısına at nalı asmış. Ziyarete gelen meslektaşlarından biri ‘’Bu nala inandığını söylemeyeceksin herhalde’’ demiş. Elbette inanmıyorum demiş Bohr’’Ama söylediklerine göre inanmayanlara da uğur getiriyormuş!’’
İnsanların bir şeye inanmak için karşı konmaz arzusu yüzyıllardır şarlatanlar tarafından kullanılmaktadır. İnternette, televizyonda, yol panolarında, alışveriş merkezlerinde zengin olmanın 7 sırrını, bir ayda 12 kilo vermenin formülünü, bedava tatilleri, yalnızlığı gidermenin platin anahtarını vaat eden birçok uyarıcı ile karşı karşıyayız. İçimizde, saadet zincirli titanların, istismarcı devre mülk satıcılarının, banker Bilo’ların, inanç tacirliği yapan sahte Mesihlerin, sağlık istismarı yapan guruların, 7 günde bülbül gibi İngilizce konuşturanların tezgâhlarına takılmış ve parasını havaya savurmuş birçok eğitimli veya eğitimsiz kurban vardır.
Televizyonların vazgeçilmezi tekrar üzerine tekrarı verilen Kemal Sunal’ın film klasiklerinin birinde ‘’bul karayı al parayı’’ tezgâhında bir adam sürekli bulmaktadır karayı; almaktadır parayı. Kâğıtları el çabukluğu ile portakal sandığının üzerinde yayan adam ‘’yeter hemşerim hep buluyorsun karayı hadi ikile’’ der adamına. Sonra seyircilerden kurbanlar tek tek takılırlar oltaya.
Modası geçmiş gibi gözükse de karşımıza, günümüze ayak uydurmuş kostüm ve yaklaşımlarını değiştirmiş şarlatanlar mesleklerini icra etmeyi sürdürmektedir. Çünkü onlar için değişmez kaynak insandır.
Yıllar önce beş yıldızlı bir otelde Türkiye’de yeni bir yalıtım ürünün tanıtım seminerinin sonunda yüksek sesle müzik yayını gelen karşımızdaki bir toplantı salonu dikkatimizi çekmişti. Kapısında yakışıklı uzun boylu fit genç erkekler ve bakımlı çok güzel fit genç kızlar ellerinde renkli balonlarla insanları karşılıyorlardı. Bizde takıldık peşlerine toplantı odasına girdik. Müziğin çis takına uyumlu renkli ışıkların dansı eşliğinde enfes bir parfüm kokusu bizi büyüsüne almıştı. Çok yakışıklı olgun güler yüzlü bir erkek tanıdık gelmişti. Yeşilçam’ın vazgeçilmez kötüsü ve yakışıklısı bu tanıdık, bizi evimizde gibi sımsıcak karşılıyordu. Barkavizyon gösterisinde zayıflama ile ilgili olduğunu anladığımız ilaçlar serisinin tanıtımı başladı. Alıyorsun ilacı; 1 ayda 12 kilo veriyorsun. Senin gibi zayıflamak isteyen 12 müşteri de bulursan bu firmanın temsilcisi oluyorsun ve üstede para kazanıyorsun. Bu yolla zayıflamış ve zengin olmuş üzerlerinde markalı kostümleri ile ‘’valla billa biz bulduk karayı ve zengin olduk’’ diyorlardı. Biz de basıyoruz parayı karaya? Çok yakından tanıdığım bir kişi bu işi yapmak için 12 yıllık işinden istifa etmiş ve yaklaşık 3 ay sonra da yeni iş arıyordu.
Hiç hayır diyemediğiniz güzel bir genç kızın yaptığı tatil anketine katıldınız mı? Peki, sizi katıldığınız bu anket sonucunda tatil kazandınız şu gün şu saat sizi bekliyoruz diye aradılar mı? Sizi karşılayan havayı hatırlıyor musunuz? Müziğin gürültüsünü, görsel malzemelerin hızla akışını,çevrenizde ikramlar için dört dönen kızları, hangi sorunuza net yanıt aldığınızı hatırlıyor musunuz? Aldığınız devre mülk, sunulan renkli rüyalardaki tatil seçenekleri sizi tatmin etti mi?
Şehirleşmenin getirdiği yalnızlığa mahkûm insanları, bir takım sosyal aktivitelerin içine çeken organize bir takım firmalar duygusal bağı güçlendirmenin yollarını hemen bulurlar. Gurular, sahte Mesihlerin, üfürükçülerin, falcıların kapılarında hep bir kuyruk vardır.
Tiziano Terzani ‘’Atlıkarıncada Bir Tur’’ kitabında Hindistan’da bir adadan söz eder. Sonsuz huzuru vaat eden ve derin düşüncelere yolculuğa çıkaran bir guruya ait çarpıcı doğal manzarası yanında mistik bir havası da olan bu adada kayıtsız şartsız teslim olan insanları gördüğünde şöyle der: Çok şaşkındım. Bana sanki “guru, insani bir varlık değildir.’’ diyorlar gibi geliyordu. Onda hayranlık duymamız gereken bilgisi olmalıydı, kişiliği değil ama körlemesine iman, kelimenin tam anlamıyla, her fırsatta çılgınca ayaklarına kapanmak, beni tiksindiriyordu.
Bu tür tuzaklara ben düşmem diyemem. Çünkü biz hep isteriz Karşı tarafın işi de bizim gaflet anımızdan faydalanmaktır. Kolay zengin olmanın yolunu veya paket içinde sunulan mutlulukları satın alırken ani karar vermeden zaman kazanmak ve sorgulamak en doğru yaklaşım olacak diye düşünüyorum.
Dönüşüm Konağı
Tevfik Ceritoğlu