07 Eylül 2010
Salı, 03:33

       Ana Sayfa   |   Hakkımızda   |   Danışmanlıklarımız   |   Eğitimlerimiz   |   Franchising   |   Forum   |   Bize Ulaşın

 

  İnsan Kaynakları
   İKY Planlaması
   İK'da Ücretlendirme
   İK'da İş Analizi
   Performans Değerlen.
   İşe Alma Yöntemleri
   İK'da Egt. ve Geliş.
   Kariyer Gelişimi
   İş Hukuku
   Mülakat
   Oryantasyon
   CV Oluşturma
   İnsan Kaynakları Nedir
  Business
   CEO Nedir?
   Markalaşmak
   Kurumsal İmaj
   Takım Çalışması
   Yönetici
   Liderlik
   Yatırımcı Girişimci
   Satış Yöntemleri
   Perakendecilik
   Pazarlama Yöntemleri
   Verimlilik
   Maliyet Planlama
  Merak Ettikleriniz
   Asabiyet
   Başarı Yöntemleri
   Beden Dili
   Beyin
   Beyin Fırtınası
   Bilinçaltı
   Değişim
   Diksiyon
   Diyet
   Empati
   Hafıza
   Hedef Belirleme
   İkna
   İletişim
   İnsan Tanıma
   Karar Vermek
   Korku
   Liderlik
   Mobbing
   Modelleme
   Motivasyon
   Mutluluk
   Olumlu Düşünce
   Öğrenme
   Özgüven
   Risk Yönetimi
   Sabır
   Stres
   Sunum Becerileri
   Şiddet
   Üretken Düşünce
   Zaman Yönetimi

Şeyda Küçükel

seydakucukel@gmail.com

Bir Sır Daha Var Çözdüklerinden Başka

Bir sır daha var çözdüklerinden başka.
Bir ışık daha var bu ışıklardan başka.
Hiçbir yaptığınla yetinme, geç öteye.
Bir şey daha var tüm yapıtlardan başka.
Ömer Hayyam….


Puslu bir öğle vakti. Yağmur tüm ihtişamı ile yağıyordu kalabalığın üzerine. Islanmak kimsenin umurunda değildi o an. Bu defa kimse ıslanmıyor, tüm topluluk yıkanıyordu adeta yağmurla belki de.


Defin anıydı, yağmur birilerinin gözyaşlarına karışıvermişti  çoktan. Herkes kendi iç dünyasına gömülmüş, kendi dünyasında çoktan yolculuğa çıkıvermişti bile. Kimi gidene ağlıyor, kimi geride kalanlara üzülüyordu. Kimi yaşamını sorguluyor, yeni gelen yıl ile birlikte yeni hedefler belirliyordu. Kimi pişmanlıklarını hatırlayıp geçmişi ile hesaplaşıyordu. Kimi kararsızlıklar ve belirsizlikler içerisinde kaybolmuş hayata yeniden dört elle sarılmayı ümit ediyordu. Kimi dua ediyordu, her şeyin hayırlısını dileyip şükranlarını sunuyordu yüce Tanrıya. Kimi  kendi ile yüzleşiyor,  yaşam ile  yeniden kucaklaşıyordu.  


Bir an sessizliğin içerisinde gözleri iki nokta arasında gitti geldi. Hayatının iki dönüm noktası, hayatta en çok bedel ödediği iki zat yan yana duruyordu ilk defa. Bir tarafta, saçlarına ak düşmüş çocukluğunun  en güzel hatırası, yıllar sonra karşılaştığı koca bir çınar.


Diğer yanda  mercan bitkileri ve balıkları ile dolu bir okyanus kıyısını çağrıştıran on yaşlarında bir erkek  çocuğu. Gözyaşları ile çizdiği yolları huzura ve umuda dönüştürmüş onur kaynağı.  Hüznün ertesi zamanlarda, yediveren güllerinin goncada olduğu dönemler. Güneşin batışı ile mısır tarlaları ve koyun sürüleri seyrederek gurbette  geçirdiği hamilelik  yılları. Ve  sonrasında en  zorlu  geçen dönemlerde;  hayattaki  en belirgin, en güçlü  ışığı olmuş bir evlat.


 “En büyük hüznüm  ve en büyük huzurum” tam karşımda yan yana duruyordu ilk defa.  Çok ilginç hayat bir mezarlıkta, bunca yıl sonra  nasıl bir manzara  çıkarmıştı karşıma diyordu.


Bir an gözlerini kapayıp, başını gökyüzüne kaldırdı ve  yağmura teslim etti kendini.  O an her şey o tablo ile  birlikte  anlamını yitirivermişti.  Hüzün ve huzur her şey ile  birlikte yok oluvermişti aniden. Sadece Tanrıya teşekkür edip şükranlarını iletiyordu. Alabildiği her soluk, atabildiği her adım ve yaşadığı her an için minnet duyuyor, sonsuz teşekkür ediyordu. 


Her şey bir an film şeridi gibi gözünün önünden geçti o an. Bedel ödemek ne kadar güçlendiriyordu insanı ve güç merhametten doğuyordu gerçekten de. Hayatın içinde özgür ve bağımsız olabilmekti asıl olan. Sevgide, aşk da bağımlı olmadan yaşamak ve kimsenin de  bağımlı olmasına izin vermemekti.  Sadece bağlı olabilmek ve bağlı kalarak sevgiyi güçlendirebilmekti mesele. İnsanı güçlü kılan tek şey,   vazgeçebilme gücün varken bile, hiç kimseden hiçbir  şeyden vazgeçmemekti .


Mücadeleye yenik düşmek veya mızıkçılık edip vazgeçmek. Hayattaki geçici oyuncak zaferlerden başka bir şey değildi gerçekten de.  Oyunu vaktinden önce bozan tarafta olmanın bedelini, hayat mutlaka öğretiyordu haklı veya haksız  her hak edene.

 


Yaşamı anlamlı kılan tek gerçek vardı aslında, ölümün ta kendisi gerisi tıpkı şarkılardaki gibi yalandı.

 Ne güzel demiş, Pablo Neruda;

Hayat yaşandığı kadardır.
 Ötesi ya hatıralarda bir iz, yada hayallerde bir umuttur….


Sevgi, Huzur ve  Enerji dolu yeni bir yıl geçirmeniz dileğiyle……

Sağlıcakla Kalın…..

Dönüşüm Konağı
Şeyda Küçükel


  Yayınlanma Tarihi: 02.02.2010 11:52:37  Okunma Sayısı: 175
 
 
  YAZARLARIMIZ
 

Ahmet Çelik
Oyundaki Düşman
 
 

Orhan Müftüoğlu
Kendi Namına Keşke Diyebilse
 
 

Tevfik Ceritoğlu
Bahar Ve Sanat
 
 

Ayhan Acar
Ölümüne Terkedilmek
 
 

Alev Güleryüz
Savaşçının Seçimi
 
 

Talin Taşçıoğullarından
Evimizdeki Zavallılar
 
 

Altuğ Gececi
Aşk İçin Aşk Adına
 
 

Melike Katmer
Hatırla! Sana Emanet Verileni
 
 

Erdem Özbay
Çok Ayıp
 
 

Ayşe Esendal
En İyisini İstemek
 
 

Şeyda Küçükel
Teşekkürler Hayat
 
 

Burcu Kaplan
En İyisi
 
 

Aynur Birkan
Hangi Yöne Baktığını Zannediyorsun?
 
 

Kamer Gündüz
İhtiyaçtandır…
 
 
 
 
     © donusumkonagi.com İnsan Kaynakları ve Eğitim Portalı
     Tüm Hakları Saklıdır - Dönüşüm Konağı
     donusumkonagi.com insan kaynakları ve eğitim dalında Türkiye'nin en iyi uzmanları tarafından hazırlanmıştır.