09 Eylül 2010
Perşembe, 14:45

       Ana Sayfa   |   Hakkımızda   |   Danışmanlıklarımız   |   Eğitimlerimiz   |   Franchising   |   Forum   |   Bize Ulaşın

 

  İnsan Kaynakları
   İKY Planlaması
   İK'da Ücretlendirme
   İK'da İş Analizi
   Performans Değerlen.
   İşe Alma Yöntemleri
   İK'da Egt. ve Geliş.
   Kariyer Gelişimi
   İş Hukuku
   Mülakat
   Oryantasyon
   CV Oluşturma
   İnsan Kaynakları Nedir
  Business
   CEO Nedir?
   Markalaşmak
   Kurumsal İmaj
   Takım Çalışması
   Yönetici
   Liderlik
   Yatırımcı Girişimci
   Satış Yöntemleri
   Perakendecilik
   Pazarlama Yöntemleri
   Verimlilik
   Maliyet Planlama
  Merak Ettikleriniz
   Asabiyet
   Başarı Yöntemleri
   Beden Dili
   Beyin
   Beyin Fırtınası
   Bilinçaltı
   Değişim
   Diksiyon
   Diyet
   Empati
   Hafıza
   Hedef Belirleme
   İkna
   İletişim
   İnsan Tanıma
   Karar Vermek
   Korku
   Liderlik
   Mobbing
   Modelleme
   Motivasyon
   Mutluluk
   Olumlu Düşünce
   Öğrenme
   Özgüven
   Risk Yönetimi
   Sabır
   Stres
   Sunum Becerileri
   Şiddet
   Üretken Düşünce
   Zaman Yönetimi

Altuğ Gececi

esatalise@hotmail.com

Fransız Şarabı, Acem Halısı - I I

Doksanlı yılların hemen başıydı. Balkanlar’da ayrılıkçı düşünceler çoğalmış Yugoslavya bir zamanlar bu coğrafyanın önemli ve güçlü devletiyken ırkçılık bitirmişti bu ülkeyi. Çok uluslu yapısı bu toprakları zengin yaparken, fırsatçılar için ayrı bir arena halini almıştı. Balkanlarda daha önceleri üç beş devlet varken artık sayıları ondan fazla olan irili ufaklı devletler oluşmuştu. Eski demir perde ülkeleri artık özgürlük adına parçalanıyordu. Bosna’da kurulan bu devletlerdendi. Sırp, Hırvat ve Boşnaklardan oluşuyordu. Murat’ta bir Boşnak çocuğuydu ve mutluydu. Ailesi, arkadaşları ile birlikte çocukça küçücük kalbinin derinliklerinde büyük umutlar mutluluklar taşımaktaydı. Ta ki ayrılık vakti gelene kadar.  Bosna savaşı ile yıkılan her taş duvarın altında kalan umutlar gibi Murat’ında yaşamı taşlar altında kalmaya mahkûm olmuştu. Önce arkadaşlarından uzaklaştı, sonra ailesinden sonra da umutlarından. Bulduklarında bir bomba çukurunun içinde yapayalnızdı. Murat’ın gözlerinde savaşı okumak mümkündü. Dudakları kıpırdar ama sözcükler tek tek ve kesik kesik çıkıyordu ağzından.
Hediye ile tanışmaları onda sıcacık yuvasının kokusunu anımsattı sanki. Ocakta pişen yemeğin kokusu, annesinin sıcacık sesi, babasının okşayan elleri, kardeşlerinin odayı dolduran kahkahaları. Mutluluğun tablosu yeniden çizildi zihninde. Keşke onlarda olsaydı diyebildi içinden. Kaldığı yetimhane duvarlarına içinden geçen isyanı haykırmak istese de bunun neye yarayacağını bile bilemezdi ki, tıpkı savaşa bir anlam veremediği gibi onunda anlamı olmayacaktı, ruhunda açılan yaranın kanamasının dışında ne değişecekti. Savaş onun için acı ve barut kokusu demekti o kadar. Kimilerine göre çıkar ve menfaat ya da ekonomi iken onda sadece acı ve korku ve barut kokusu. Eline hiç silah almamıştı, dokunmamıştı o ölüm makinelerine, Ama çıkan merminin sesi ve yanı başındaki annesinin göğsünü parçalarken çıkan o tok ses. Onu çok iyi anımsıyordu Murat tıpkı babasının ki gibi her şey o kadar netti ki. Hayal bile olsa içindeki fırtınada her anında yaşamın yeşeren umutlarından çok bu ses ve korku ile devam edecekti, belliydi bu. Kimse ama kimse için değil sadece yaratıldığı ve yaşamında tercih dahi etmediği bir milletten olduğu için ölmesi gerekiyordu. Bildiği buydu.
Hediye, Murat’a verilmiş hediye oldu. Hayatında ki kırık kanadı oldu, Murat’sa Hediye’nin oğlu oldu. Haftalar sonra İstanbul’a geldi Murat. İkinci vatanı oldu burası. Her şeyi ile tamdı artık aile, Selim, Hediye ve Murat. Her şeyine dikkat edilen bir çocuk oldu Murat. Hiçbir zaman oyuncak tabancası olmadı ne de savaş arabaları. Ne sinemalardan hoşlandı ne de savaşı anlatan hikayelerden.
Şimdi 35 yaşında ve hala İstanbul’da yaşıyor Murat. Kendisi gibi bir Boşnak ile evlendi. Onunda acıları çoktu tıpkı Murat gibi, tıpkı umutları gibi. Her acının ardından dökülen gözyaşları gibi. Çok ve gelecek dolu bakışlarda olduğu gibi. Hak etmedikleri bir savaşın içinden geçerken, gelecekteki savaşlarda isimleri olmasın diye uğraş veriyorlar. Tıpkı diğerleri gibi...

Dönüşüm Konağı
Altuğ Gececi


  Yayınlanma Tarihi: 08.03.2010 10:28:12  Okunma Sayısı: 91
 
 
  YAZARLARIMIZ
 

Ayhan Acar
Ölümüne Terkedilmek
 
 

Tevfik Ceritoğlu
Bahar Ve Sanat
 
 

Orhan Müftüoğlu
Kendi Namına Keşke Diyebilse
 
 

Ahmet Çelik
Oyundaki Düşman
 
 

Alev Güleryüz
Savaşçının Seçimi
 
 

Talin Taşçıoğullarından
Evimizdeki Zavallılar
 
 

Altuğ Gececi
Aşk İçin Aşk Adına
 
 

Melike Katmer
Hatırla! Sana Emanet Verileni
 
 

Ayşe Esendal
En İyisini İstemek
 
 

Erdem Özbay
Çok Ayıp
 
 

Şeyda Küçükel
Teşekkürler Hayat
 
 

Burcu Kaplan
En İyisi
 
 

Aynur Birkan
Hangi Yöne Baktığını Zannediyorsun?
 
 

Kamer Gündüz
İhtiyaçtandır…
 
 
 
 
     © donusumkonagi.com İnsan Kaynakları ve Eğitim Portalı
     Tüm Hakları Saklıdır - Dönüşüm Konağı
     donusumkonagi.com insan kaynakları ve eğitim dalında Türkiye'nin en iyi uzmanları tarafından hazırlanmıştır.