Veda
Bu defa, bir şeylerin yoluna girmesi için yumruğunu sıkma. Olabildiğince aç avucunu ve serbest bırak. En olamadığın kadar cesur ve güçlü olmalısın. Sadece bekle; bir örümceğin sabrını hatırlayarak bekle. Hatırla; o çok ağladığınız gece de, gökyüzünde gördüğün işareti! Nasıl da yırtılmıştı gece, sabaha teslim ederken kendini. Siz ağladığınızda, incecik bir çizgi parlıyordu karanlığın içinde. “Bak sana göründüm, sadece özüne güven ve her şeyin bir oyundan ibaret olduğunu hatırla” dercesine.
Madem bir oyunda olduğunun farkındasın, peki neden hala kurallara riayet edemiyorsun?
Gerçeğe bu kadar yaklaşmış iken, neden hala bir hayaletin yanında yer alıyorsun?
Acı ile temizleneceğini biliyorsun, peki hala neyi bekliyorsun?
Artık oyuna son verme vakti çoktan gelmedi mi?
Bu kadar huzura yaklaşmış iken, vedalaş artık sahte aşkın ve en hakiki karanlığınla.
Bu sona nasıl geldik diye sorma kendine, oyunun başını hatırla. Her cevap başka bir bilinmeyene çıkıyor çünkü bazen oyunda. Görünene ve anlatılana aldanma, sen sadece cevabını bilemediğin sorulara dikkat et, bundan sonraki her oyunda.
Üzmemeli, incitmemeli kimseyi kalp ağrısı, yürek sancısı. Aşkın o kadar çok yüzü var ki; sen sadece kendi görebildiğine, kendi yaşadığına takılı kalma artık.
Neden ve nerede yanlış yaptım diye hırpalama kendini. Yaslan arkana ve teslim et kendini gerçek aşkın yoluna. Hislerine, sezgilerine güvenerek yaşa. Özünden şaşmadan, daima özünü takip etmeyi unutma. Seni huzur ve dinginliğin içerisinde o karşılıyor, her tökezlediğinde nasıl olsa.
Su yolunu buluyor unutma, yeter ki sen su gibi şeffaf olmaya itina et. Her süreci arına arına ve arlanarak yaşa.
Sağlıcakla Kalın.
Dönüşüm Konağı
Şeyda Küçükel