İki Göz
Kıskançlık, ruh bozuklukları içinde kimsenin itiraf edemediği bir duygudur. PLUTARCH MS.46–120.
Arkadaşlarla bir araya geldiğimizde bazen ilkler oyunu oynarız.
İlk kavganızı hatırlıyor musun?
İlk aşkınızı?
İlk gözyaşlarınızı?
İlk kıskançlık duygusu yaşatan kişiyi veya olayı?
Bir sohbette arkadaşlardan biri çocukken kuzeni ile arasında geçen bir olayı paylaştı bizimle. Bir gün kuzeni elinde gövdesi beyaz uç kısmı kırmızı tuşları altın sarısı oyuncak bir klarnetle gelmiş. Yaklaşık 40–45 yıl öncesinde hatırladığı ayrıntılara hayretle kulak kesilmiştim. Kendisinden 2 yaş küçük olan kuzeni oyuncağını paylaşmaya yanaşmamış. Bizimki de başlamış ağlamaya annesi onu susturmak için evde paslı bir mızıkayı vermiş sen de bunu çal oğlum demiş. O arada kendini unutturan arkadaşım kuzenin oyuncağını eline geçirmiş; balkonun demirine vura vura parçalamış.
Kıskançlık denilice hep çocukluk anılarımı gelir akla?
Peki, şimdi?
Yok, canım koca insan olduk çocuk muyuz ki kıskanalım. Değil mi?
Açgözlü adamla kıskanç adam bir kral ile karşılaşır. Kral onlara ikinizden biri benden bir şey isteyebilir ve ona verebilirim ama aynı şeyden diğerinize iki katı vermek kaydıyla der. Kıskanç adam kendisinin aldığından iki katı fazla alacağı için arkadaşını kıskanıp ilk seçen olmak istemez ve aç gözlü adam da ilk seçen olmak istemez. Çünkü sahip olunacak ne varsa kendisinin olsun istiyordu. Sonunda aç gözlü adam kıskanç adamı ilk seçimi yapması için zorlar. Böylece kıskanç adam kraldan bir gözünü çıkarmasını ister. (Yahudi kıssaları, Yedi *Ölümcül Günah, Solomon Schimmel 1992)
Eşit yaratılmadık. Bu yüzden bizden farklı kişilere zaman zaman kıskançlık duymamız kaçınılmaz. Karşımızdaki insanın bir başarısı, üstün yeteneği veya gücü bizi çoğu kez rahatsız edebilir. Bizi huzursuz eden bu duyguyu yaşadığımızı anladığımızda neler yapabiliriz?
Kıskançlık duygusunu motive edici güce çevirebilir miyiz?
Özendiğim, ben kıskandığım diyemiyorum, kişiler yaşamımda hep var. Bu kişilerin biyografilerine veya paylaşırlarsa yol hikâyelerine göz atıyorum.
Özendiğim biri olduğunda şu sorulara yanıtlar arıyorum.
Baskın yeteneğimin farkında mıyım?
Gerçekten sevdiğim işle mi uğraşıyorum?
Yaşamımda aldığım dönüm noktası sayılacak radikal bir kararı eyleme geçirdim mi?
Eylem sırasında karşılaştığım güçlükler karşısında zamana, acıya ve hazza sabır gösteriyor muyum?
Uyku dışında saat saat gün boyu nelerle uğraştığımı hiç yazdım mı? Bir ay boyunca…
Kıskançlık duygusunun verdiği kötü enerji ile günlerimizi mutsuz geçirmemek için tüm soruların yanıtlarını birlikte yanıt bulalım mı?
Neredeyiz?
Nereye gitmek istiyoruz?
Oraya nasıl gideriz?
Dönüşüm Konağı
Tevfik Ceritoğlu
*Kaynak: İKTİDAR Robert Greene - Joost Elffers