Oyundaki Düşman
İnsanoğlu yaşarken yapıp ettiklerinden dolayı ya alçalıyordur ya da yükseliyordur.
Bu onun o anki rengiyle alakalıdır.
Hayatta bizi alçaltan değerler ve yükselten değerler vardır.
İnsanların dost ve düşmanları
içinde bulunduğu oyuna veya duruma göre değişkenlik gösterir.
Yani biz düşmanı şöyle yorumluyoruz:
Bir insanın isteğine veya isteklerine engel olunduğu an artık o kişinin düşmanısındır. Bunu bireysel ve ya kitlesel olarak ta düşünebiliriz. Bir toplumun isteği diğer toplumun çıkarına uymuyorsa bu toplumlar da birbirine düşman olacaktır.
Bireysel olarak baktığımızda karşımızdaki kişiye anlattıklarımız onun için ne kadar faydalı olursa olsun, bu asla önemli değildir. Yani o kişi kendisine zarar verirken dahi onu engelliyorsan artık o kişi seni düşmanı olarak görmeye başlar.
Çünkü onun isteklerine ters düşen bakış açın vardır.
Düşmanının sana düşmanlığının ölçüsü de şudur:
O kişinin ve ya topluluğun istiyor olduğu şeyi isteme miktarı ile alakalıdır.
Senin o kişiye ne kadar engel olabildiğine bağlı bir durumdur.
Bireysel ve ya toplumsal olarak çevremize baktığımız da bunları görebiliriz.
Bu ev komşularımız da olabilir ülke komşularımızdan da olabilir, bunları çok net görebilmekteyizdir. Onların istekleri arttıkça doğal olarak senin de onu engelleme miktarın artacaktır. Bu da sana olan düşmanlığını sürekli olarak arttırmaya sebebiyet verir. İşte insanların ve toplumların düşman olarak gördüğü şey aslında budur.
En basitinden bir uyuşturucu bağımlısını düşünelim?
Annesi o anda bunu kullanmasını engelliyor ise, o kişi için annesi düşmanıdır.
Hatta gazetelerin 3.cü sayfalarında çokta rastlarız.
Bu kişiler annelerini dahi kıtır kıtır kesebilirler.
Bunun tersini düşündüğümüzde, yani bir durum isterse faydana olsun, hiç fark etmez. Sonuç olarak;
Kişinin bağımlılık derecesinde bir isteği varken, birinin buna engel olması.
İşte tüm mesele bu.
Ancak insanoğlunun bu hayatta mutlaka düşmanları olacaktır.
İnsanların bir düşman kotası vardır ve bu mutlaka dolar.
Bu durum tamamen kişinin konumuna ve durumuna bağlıdır.
Yani “benim asla düşmanım olmaz” diye bir şey söz konusu değildir.
İşin garibi karar vermen gereken en önemli yer de tam da burasıdır.
“Düşmanım kim?
Ben yaratıcının rızasını kazanırken mi düşmanlarım artıyor?
Yoksa yaratıcının istemediklerini yaparken mi düşmanlarım artıyor?
Bir insan düşmanını doğru yere yerleştirmek zorundadır.
Üreten tarafta olup ta düşman gördüğün de üreten taraftaysa aslında o sana düşmanlık yapmaz. Söylediklerin sadece o an için onun çıkarına uygun değildir. Doğal olarak bu da onu rahatsız eder.
Eğer tüketim de olan biri sana düşman ise bu mutlaka onun çıkarına olan bir şeyi engellediğin içindir.
Yani yaşam senaryosunu doğru okuyan ve yaşayan kişilere aynı yerden düşman asla gelmez. Bu kişiler birbirlerine sadece tavsiyelerde bulunurlar tartışırlar ve hayatları aynı şekilde devam eder. İnsanoğlu karar vermek zorundadır.
Hayat sana rengini belli et der, ve sen de rengini belli etmek zorundasındır.
Eğer düşmanın oyundan düşenlerden yana ise gerçek oyun da olmaya karar verdin demektir.
Gerçek oyunda kalmak dileğiyle…
Dönüşüm Konağı
Ahmet Çelik