05 Eylül 2010
Pazar, 16:28

       Ana Sayfa   |   Hakkımızda   |   Danışmanlıklarımız   |   Eğitimlerimiz   |   Franchising   |   Forum   |   Bize Ulaşın

 

  İnsan Kaynakları
   İKY Planlaması
   İK'da Ücretlendirme
   İK'da İş Analizi
   Performans Değerlen.
   İşe Alma Yöntemleri
   İK'da Egt. ve Geliş.
   Kariyer Gelişimi
   İş Hukuku
   Mülakat
   Oryantasyon
   CV Oluşturma
   İnsan Kaynakları Nedir
  Business
   CEO Nedir?
   Markalaşmak
   Kurumsal İmaj
   Takım Çalışması
   Yönetici
   Liderlik
   Yatırımcı Girişimci
   Satış Yöntemleri
   Perakendecilik
   Pazarlama Yöntemleri
   Verimlilik
   Maliyet Planlama
  Merak Ettikleriniz
   Asabiyet
   Başarı Yöntemleri
   Beden Dili
   Beyin
   Beyin Fırtınası
   Bilinçaltı
   Değişim
   Diksiyon
   Diyet
   Empati
   Hafıza
   Hedef Belirleme
   İkna
   İletişim
   İnsan Tanıma
   Karar Vermek
   Korku
   Liderlik
   Mobbing
   Modelleme
   Motivasyon
   Mutluluk
   Olumlu Düşünce
   Öğrenme
   Özgüven
   Risk Yönetimi
   Sabır
   Stres
   Sunum Becerileri
   Şiddet
   Üretken Düşünce
   Zaman Yönetimi

Ahmet Çelik

epistomosol@gmail.com

Oyundaki Düşman

İnsanoğlu yaşarken yapıp ettiklerinden dolayı ya alçalıyordur ya da yükseliyordur.
Bu onun o anki rengiyle alakalıdır.
Hayatta bizi alçaltan değerler ve yükselten değerler vardır.
İnsanların dost ve düşmanları
içinde bulunduğu oyuna veya duruma göre değişkenlik gösterir.

Yani biz düşmanı şöyle yorumluyoruz:
Bir insanın isteğine veya isteklerine engel olunduğu an artık o kişinin düşmanısındır. Bunu bireysel ve ya kitlesel olarak ta düşünebiliriz. Bir toplumun isteği diğer toplumun çıkarına uymuyorsa bu toplumlar da birbirine düşman olacaktır.
Bireysel olarak baktığımızda karşımızdaki kişiye anlattıklarımız onun için ne kadar faydalı olursa olsun, bu asla önemli değildir. Yani o kişi kendisine zarar verirken dahi onu engelliyorsan artık o kişi seni düşmanı olarak görmeye başlar.
Çünkü onun isteklerine ters düşen bakış açın vardır.

Düşmanının sana düşmanlığının ölçüsü de şudur:
O kişinin ve ya topluluğun istiyor olduğu şeyi isteme miktarı ile alakalıdır.
Senin o kişiye ne kadar engel olabildiğine bağlı bir durumdur.
Bireysel ve ya toplumsal olarak çevremize baktığımız da bunları görebiliriz.
Bu ev komşularımız da olabilir ülke komşularımızdan da olabilir, bunları çok net görebilmekteyizdir. Onların istekleri arttıkça doğal olarak senin de onu engelleme miktarın artacaktır. Bu da sana olan düşmanlığını sürekli olarak arttırmaya sebebiyet verir. İşte insanların ve toplumların düşman olarak gördüğü şey aslında budur.

En basitinden bir uyuşturucu bağımlısını düşünelim?
Annesi o anda bunu kullanmasını engelliyor ise, o kişi için annesi düşmanıdır.
Hatta gazetelerin 3.cü sayfalarında çokta rastlarız.
Bu kişiler annelerini dahi kıtır kıtır kesebilirler.

Bunun tersini düşündüğümüzde, yani bir durum isterse faydana olsun, hiç fark etmez. Sonuç olarak;
Kişinin bağımlılık derecesinde bir isteği varken, birinin buna engel olması.
İşte tüm mesele bu.
Ancak insanoğlunun bu hayatta mutlaka düşmanları olacaktır.
İnsanların bir düşman kotası vardır ve bu mutlaka dolar.
Bu durum tamamen kişinin konumuna ve durumuna bağlıdır.
Yani “benim asla düşmanım olmaz” diye bir şey söz konusu değildir.
İşin garibi karar vermen gereken en önemli yer de tam da burasıdır.
“Düşmanım kim?
Ben yaratıcının rızasını kazanırken mi düşmanlarım artıyor?
Yoksa yaratıcının istemediklerini yaparken mi düşmanlarım artıyor?
Bir insan düşmanını doğru yere yerleştirmek zorundadır.
Üreten tarafta olup ta düşman gördüğün de üreten taraftaysa aslında o sana düşmanlık yapmaz. Söylediklerin sadece o an için onun çıkarına uygun değildir. Doğal olarak bu da onu rahatsız eder.
Eğer tüketim de olan biri sana düşman ise bu mutlaka onun çıkarına olan bir şeyi engellediğin içindir.
Yani yaşam senaryosunu doğru okuyan ve yaşayan kişilere aynı yerden düşman asla gelmez. Bu kişiler birbirlerine sadece tavsiyelerde bulunurlar tartışırlar ve hayatları aynı şekilde devam eder. İnsanoğlu karar vermek zorundadır.
Hayat sana rengini belli et der, ve sen de rengini belli etmek zorundasındır.
Eğer düşmanın oyundan düşenlerden yana ise gerçek oyun da olmaya karar verdin demektir.

Gerçek oyunda kalmak dileğiyle…

Dönüşüm Konağı
Ahmet Çelik


  Yayınlanma Tarihi: 09.04.2010 14:15:48  Okunma Sayısı: 181
 
 
  YAZARLARIMIZ
 

Tevfik Ceritoğlu
Bahar Ve Sanat
 
 

Orhan Müftüoğlu
Kendi Namına Keşke Diyebilse
 
 

Ahmet Çelik
Oyundaki Düşman
 
 

Ayhan Acar
Ölümüne Terkedilmek
 
 

Alev Güleryüz
Savaşçının Seçimi
 
 

Talin Taşçıoğullarından
Evimizdeki Zavallılar
 
 

Melike Katmer
Hatırla! Sana Emanet Verileni
 
 

Altuğ Gececi
Aşk İçin Aşk Adına
 
 

Erdem Özbay
Çok Ayıp
 
 

Ayşe Esendal
En İyisini İstemek
 
 

Şeyda Küçükel
Teşekkürler Hayat
 
 

Burcu Kaplan
En İyisi
 
 

Aynur Birkan
Hangi Yöne Baktığını Zannediyorsun?
 
 

Kamer Gündüz
İhtiyaçtandır…
 
 
 
 
     © donusumkonagi.com İnsan Kaynakları ve Eğitim Portalı
     Tüm Hakları Saklıdır - Dönüşüm Konağı
     donusumkonagi.com insan kaynakları ve eğitim dalında Türkiye'nin en iyi uzmanları tarafından hazırlanmıştır.