Kendi Namına Keşke Diyebilse
İnsan, doğdu doğalı, hâkim kıldı kendini.
Kendi haricindeki tekten çok olana.
Ve kendi neslinden olana…
Her şey hizmet ederken ona;
Sandı ki ona yapılanın kendi layığına yapıldığını.
Tahtına oturdu o zaman kendi yaratılmışlığının…
Onca faydanın ve güzelliğin içinde bir tek yasak olanı,
Aldı, indirdi boğazından aşağıya kendisi için yaratılmış olanı.
Oysa ispatıydı insanın;
Onun gibi yaratılmışların içindeki hayatı.
Oysa ispatıydı o, dünya üzerindeki yaşamı.
Kopardı, aldı, saydı, hep kendi krallığının servetini…
Ebedi olup, ebedi kalanlardan uğruna,
Sonu gelmez bir saltanata hâkim kıldı.
Sonra dönüp de bakmadan arkasına, yarınları kendinin sandı.
Hâlbuki eşyanın adı belletilmişti ona.
Gerçek hâkim tarafından kendisine sorulduğunda…
Har vurup, harman savruldu, mucizevî yetki.
Hakimlik uğruna nice krallıklar, imparatorluklar kurdu.
Dönüp de bir bakmadı ki arkasına;
Dönüp de bakmadı ki hükmettiği o kendisinden olanlara.
Ta ki bir karganın yavrusunu gömdüğünü fark edipte unuttuğu bugüne kadar.
Böylece düşmanı da var oldu hükmettiği karşısında.
Oysa bir tek şey istenmişti ondan, kendine hâkim olmak uğruna…
O zaman “Keşke…”diyebilirdi düşündüğünde kendine;
Keşke diyebilirdi; bunca devranın döndüğü insanlık değirmeninde
Öğütülmüş insanlık olurdu o zaman
Keşke diyebilseydi her zaman,
Ve kendine hâkim olup…
Yaratılmışlığının namına keşke diyebilse;
Hatasıyla sevabın sorumluluğunu kendinde bulan. .
Dönüşüm Konağı
Mehmet Orhan Müftüoğlu