Sizinki Ne? Özgüven mi? Kibir mi?
Kibir nedir? Kendinden habersizliktir!
Güneşten haberi olmayışı gibi buzun...
Birinci dünya savaşında geçen bir öyküde erin biri,”Söndür o kahrolası kibriti “diye bağırdığı kişinin General “Black jack”Pershing olduğunu anlayınca çok şaşırmış .Kekeleyerek özür dilemeye kalktığında General Persing sırtına vurup,”Tamam evlat dua etki ben teğmen değilim” demiş.
Siz eğer bu konumda olsaydınız tepkiniz nasıl olurdu?General Persing gibi sırtına vurup gülümser miydiniz ,yoksa sinirlenip azarlar mıydınız?
Her gün onlarca insanla karşılaşırız .Bazıları kendilerinden çok emin görünüp bu öz güven içinde etrafına bir patron edası ile davranırlar.Alt kademede çalışanlarına hükmederler, evde,büroda veya dahil oldukları sosyal çevrede.Ancak onlarında bildiği, eksik olan bir şey vardır ve kendilerine sorarlar “neden çevrem bana gereken önemi göstermiyor gerçekten sevilip aranıldığımı hissetmiyorum ”.Çalışanları yada çıkar ilişkisinde oldukları dışında aranıp sevilmezler?Hepsinden önemlisi en samimi anlarında fark ederler ki etkilemek için en çok çırpındıkları kişiler ,amansızca arzuladıkları onay ve kabulü onlara asla vermezler.İşbirliğini,ilişkilerini,arkadaşlığı zorlarlar,insanları bunlar için iterler ve bazen tehditkar davranırlar,ancak en çok istedikleri şey için zorlama kar etmez.SEVİLMEK…
Diğer insanları ,kendisini sevmeleri için zorlayamazlar ve dolayısıyla istediklerini hiçbir zaman elde edemezler sevilmezler….Bu kişilerin özgüvenleri aynı zamanda özsaygıları eksiktir ve bunu gizlemeye çalışmaktadırlar oysa...
Özgüveni ve özsaygısı yüksek kişiler ile anlaşmamız kolaydır.Özgüven, olumlu benlik algısı yani kişinin kendisi ile barışık olması ,Özsaygı ise insanın ne olduğu ile, ne olmak istediği arasındaki farkı bilmesidir. Yüksek özgüven ve özsaygıya sahip kişiler kendileri ile barışık,neşeli ,verici,hoşgörülü, düşüncelere saygılı ,dinlemeye açıktırlar..Başkalarına bir şey kanıtlama yada kendilerini iyi hissetmek için karşılarındakini suçlama veya sorumluluk yükleme ihtiyacı hissetmezler. Sahip oldukları her şeyi kaybetseler bile , yeni baştan başlayabilme gücüne sahiptirler.Elit bir sınıfa dahil olmak onlar için önemli değildir.Ayrıca marka takıntıları da yoktur.Ufak şeylerden mutlu olmayı bilirler ve hayatın tadını çıkarırlar.
Başkaları için bulundukları özverilerde, iyiliklerde karşılık beklemezler ve ihtiyaçlarına zaman ayırırlar.Kişilikleri o kadar güçlü ve sağlamdır ki bazı riskleri göze alabilirler aynı zamanda yanılmayı ,hatalarını ,eksikliklerini kabul ederler, eleştirilebilirler
Özsaygısı ve güveni düşük kişiler ise ,daima sorun içinde yaşarlar .Hayatlarında karşılaştıkları her şey onlar için problem haline gelebilir.Onlar için bir eleştiri veya tek bir kelime felaket anlamına gelebilir.Aynı zamanda gösterişi seven ,yüksekten bakan kişiler de özsaygı problemi yaşamaktadırlar.Aslında düşük benlik algıları yüzünden kendilerini yeterli derecede değerli görmedikleri için ,bu eksikliklerini özgüveni çok insan gibi davranarak kapatmaya ve ne kadar sıradan olduklarını gizlemeye çalışmaktadırlar.Risk almayı yada hayatlarında köklü bir değişiklik yapmayı göze alamazlar ve bunu yüksek egolarının arkasına saklanarak ben istemiyorum da yapmıyor uma getirirler.Ünlü bir düşünürün dediği gibi” bir iş yapmayı isteyen yolunu ,istemeyen nedenini bulur…
Özgüven ile kibir bazen birbirine karıştırılır.Kibir,aşırıya kaçma böbürlenme şeklindeki abartılı gurur duygusudur.Kibirli kişiler kendilerini herkesten üstün görürler,sıradan olmaktan korkarlar bu yüzden diğer insanlara tepeden bakmayı alışkanlık haline getirmişlerdir. Menfaatçidirler ve bu uğurda tüm ilişkilerini çıkarları için kullanmaktan kaçınmazlar.Kendilerini o denli üstün görürler ki ,kendileri gibi özel kişilerin ancak onları anlayacaklarını düşünürler.Zaten bu özel kişilerin sayısı da birkaç kişiyi geçmez.Hoşlarına giden iyi,gitmeyen kötüdür .
Bu insanlar aynı zamanda empati eksikliği çekerler. Kişilerin sıkıntılarını ,ihtiyaçlarını, ne hissettiklerini anlayamazlar, zaten bunların onlar için hiç bir önemi yoktur.Peki başkalarının duygularını düşünmeyip onları inciten insanları nasıl anlamalı?Etrafını küçük gören küstah davranışlı tipler,aslında kendilerini değerli görmeyen kimselerdir.Kendi gözlerinde kendi önemlerini arttırabilmek için sizi ezmektedirler ve baskı yapıyorlardır.Özsaygısı o kadar düşük düzeydedir ki sizin tarafınızdan gelebilecek tek eleştiri,bu öz saygının tamamen kaybolmasına yetecektir.Bu yüzden ilişkilerinde de problem yaşarlar, sorunları konuşmamayı tercih ederek bir duvar oluşturmakta ve riske girmeyi göze alamamaktadırlar.Kullanabilecekleri tek emin strateji yanlarındakinin gitmesine izin vermeden ,oturduğu yerden ayrılmamaktır, gerekirse oyunu kazanma uğruna zavallı ,çaresiz numarası bile yapabilirler. Genelde akıllı ve yeteneklidirler. Başarılıdırlar ve çok çalışırlar .Bu kabiliyetleri dolayısı ile etraflarından saygı görürler ,ancak burada gösterilen saygı kişiliklerine değil,yaptıkları şeyleredir.Bu kişilere uzaktan baktığımızda etkileyici olduklarını düşünürüz,ne zaman onlara yakın olup ,özel hayatlarına girersek, aslında ne kadar acınacak ve zayıf bir kişiliğe sahip olduklarını görür ve bencillikleri yüzünden onlardan nefret edebiliriz.
Reddedilmeye karşı çok hassastırlar böbürlenmeye ihtiyaçları vardır.Ancak egolarını şişirerek psikolojik bütünlüklerini korurlar ve böylece kendilerini değerli hissederler.Bu sebeplerden dolayı genelde yalnızdırlar.Yapay bir sevgi ile yaşarlar ,kendileri ile de barışık olmadıkları için küçük şeylerden zevk almayı bilemezler , mutluluğu bir türlü yakalayamazlar ve mutluda etmezler.
Katıldığım bir toplantıda devamlı söz alarak olur olmaz soru soran ,böylece kendini ön plana çıkararak alkış alan bir yönetici için ,yanımda oturan arkadaşımın yaptığı yorum çok hoşuma gitmişti:Kulağıma doğru eğilerek,
Çok merak ediyorum mühim biri olduğunu bizlere mi, yoksa kendi kendine mi ispatlamaya çalışıyor ?
Evet kibirli kişileri dengeleyebilmek oldukça zordur.Önemli olduklarını hissetmedikleri zaman kontrolü kaybettiklerini düşündüklerinden dolayı korkuya kapılırlar.
Her durumda öncelik görmek istediklerinden sırada beklemek istemezler.Farklılıklarını devamlı gösterme çabasında olurlar.Onlar için tatile gitmek değil en popüler tatil beldesinde olmak önemlidir,ancak orada da mutlu değillerdir ,çünkü düşük benlik algılarından dolayı olmak istedikleri hayatı yaşayamamaktadırlar.
Geçenlerde gittiğim bir konsere girmek için ,protokol kapısı önünde oluşan ufak kuyrukta ilerlerken ,bir yandan arkadaşımla sohbet ediyor diğer yandan insanları inceliyordum. Birden arkamdan gelen hanımın yüksek sesle söylenmesi dikkatimi çekti, ortalığa doğru,
- Protokol kapısında da kuyruk mu olurmuş hayret yani…Ben protokol biletine sahibim ve kuyrukla içeri giriyorum..(Oysa kuyruk dediği 5 kişiden fazla değildi ,oda güvenlik kontrolü içindi, işin daha vahimi onla beraber olan herkesin protokol biletine sahip olması idi…)
Tam ne kadar da acınacak bir durumda , psikolojisi bozuk diye düşünürken,
Birden hışımla insanları geçip, güvenlik çemberinin içine girerek
-ben burada sıramı bekleyeceğim insanlara karışıp bekleyecek halim yok dedi
Acımak mı lazım ,kızmak mı diye düşünerek güle oynaya içeri girerken o halen güvenlik çemberi içinde sırasını bekliyordu.
Şimdi yaptığınız işe bir süre ara verin ve objektif olarak düşünün …siz hangi guruba giriyorsunuz?Eğer içinizde güven eksikliğini hissediyorsanız kendinize bir an önce bunu itiraf edip düzeltme yolunda ilk adımları atmaya başlamak için hiçte geç kalmış değilsiniz.
"Kim olduğunu öyle bir haykırıyor ki,ne dediğini duyamıyorum."
Ralph Waldo Emerson