Bu dünya bize atalarımızdan miras kalmadı. Biz onu çocuklarımızdan ödünç aldık.
Ara

Acele Karar Verme, Yanılırsın... / Psikolojik Sorunlar

Acele Karar Verme, Yanılırsın...

Hayat herkese eşit olanaklar sunmaz, aynı şansları tanımaz. Kimi insanlar, karşılaştıkları problemler karşısında yenik düşüklerinde, dışardan birer gözlemci olarak, onlar için hayatın artık yaşasalar da sona erdiğini sanırız. Oysa bu, sadece bize ait bir görüştür. Hem de çok erken ortaya atılan. Nitekim; yıllarca hastalık çeken, hem de acılar içinde kıvranan bir insan ,tam da bu kurtulamaz, ölümü yakındır derken, bir de bakmışsınız, düşündüğü-nüzün tam tersine sapasağlam eşi aniden ölüvermiştir. Hasta , ölecek dediğimiz kişi, daha on yıllarca yaşamına devam etmiştir. Hemen sonuca atlamakla, karşılaştığımız yanılgıyı fark etmişizdir böylelikle...

İnsanlar çoğunlukla, ilk tanıştıkları zaman süreci içerisinde, birbirlerine karşılıklı övgüler düzerler. Hatta; bu övgülerini, diğer tanıdıklarına da aktararak, nasıl bulunmaz bir arkadaş edindiklerini izaha çalışırlar. Bir süre sonra;farklılıkları ortaya çıkıp, geçimsiz birer insan oluverdiklerinde de, karşılıklı suçlamalar başlar. Burada erken bir karar söz konusudur. Özellikle; insanlar konusunda karar vermek için, kısa süreler yeterli değildir. Bir de, karşımızdaki insanın, kim olursa olsun, bizimle aynı görüşleri paylaşmasını beklemek, bizi onaylayıp durmasını beklemek kadar yanlış bir tutum olamaz. Onun için arkadaşlıklar, farklı görüşlere tahammül edilebildiği, saygı gösterilebildiği ölçüde devam eder. Kaldı ki; kendi çocuklarımıza bile,ne kadar çaba gösterirsek gösterelim, tamamen bizim istediklerimiz dahilinde, tabiri caizse, bizim dört dörtlük olarak isimlendirdiğimiz davranışları kazandırmamız olanaksızdır. Dolayısıyla; herkesin, bir diğeriyle, bir takım farklılıklarının olması kadar doğal bir şey olamaz.

Çocuklarımız bazen test ve deneme sınavları sonunda, verdikleri yanıtları, cevap anahtarlarıyla karşılaştırdıklarında, bazı soruları, hem de çok basit oldukları halde kaçırdıklarını, doğru yanıtlayamadıklarını görürler. Bu kadar basit bir sorunun cevabını nasıl yanlış işaretlediklerine şaşarlar. Bunun nedeni, bir yandan heyecan olsa da, temel olarak acele etmektir. Bir yanda da, yanılma ihtimali en çok olan cevap seçeneği A şıkkında yer almış, çocuğumuz diğer şıklara hiç bakmadan aceleyle o şıkkı işaretlemiş ve ummadığı bir soruyu yanlış cevaplayarak puanının eksilmesine neden olmuştur. Bu duruma yetişkinlerin katıldığı KPSS, dil sınavı gibi benzer sınavlarda da rastlamak mümkündür.

Konu ile ilgili olması nedeniyle; acele karar vermekle ilgili, belki daha önceden okuduğunuz ya da dinlediğiniz, belki de ilk okuyacağınız meşhur bir hikayeyi sizlerle paylaşmak istiyorum;

''Köyde hem çok fakir,hem de yaşlı bir adam varmış. Kral bile onu kıskanırmış. Çünkü; öyle dillere destan bir beyaz atı varmış ki. Kral atı almak için, ihtiyara neredeyse hazinesinin tamamını teklif etmiş ama adam bir türlü satmaya yanaşmamış.

''Bu at, bir at değil benim için. Bir dost. İnsan dostunu satar mı?'' dermiş hep. Bir sabah kalkmışlar ki at yok. Köylüler ihtiyarın başına toplanmış;

''Seni ihtiyar bunak. Bu atı sana bırakmayacakları, çalacakları belliydi. Krala satsaydın, ömrünün sonuna kadar, varlık içinde, beyler gibi yaşardın. Şimdi ne paran var, ne de atın'' demişler.

İhtiyar ''Karar vermek için acele etmeyin''demiş. Sadece at kayıp deyin. Çünkü gerçek bu.
Ondan ötesi sizin yorumunuz ve verdiğiniz karar. Atımın kaybolması, bir talihsizlik mi? Yoksa bir şans mı,bunu henüz bilmiyoruz. Çünkü bu olay henüz bir başlangıç. Arkasının nasıl geleceğini kimse bilemez.''

Köylüler ihtiyar bunağa inanmamış, kahkahalarla gülmüşler.
Aradan 15 gün geçmeden at bir gece ansızın dönmüş. Meğer çalınmamış, dağlara gitmiş kendi kendine. Dönerken de, vadideki 12 vahşi atı peşine takıp getirmiş.

Köylüler ihtiyar adamın etrafına toplanıp özür dilemişler.
' Sen haklı çıktın . Atının kaybolması bir talihsizlik değil, adeta bir devlet kuşu oldu senin için, şimdi bir at sürün var.

Karar vermek için gene acele ediyorsunuz demiş ihtiyar. Sadece atın geri döndüğünü söyleyin, bilinen gerçek sadece bu. Ondan ötesinin ne getireceğini henüz bilmiyoruz. Bu daha başlangıç . Birinci cümlenin birinci kelimesini okur okumaz kitap hakkında nasıl fikir yürütebilirsiniz?

Köylüler bu defa ihtiyarla dalga geçmemişler, açıktan ama içlerinden ''Bu herif sahiden saf'' diye geçirmişler.

Bir hafta geçmeden vahşi atları terbiye etmeye çalışan ihtiyarın tek oğlu attan düşmüş ve ayağını kırmış , Evin geçimini temin eden oğul şimdi uzun zaman yatakta kalacakmış.

Köylüler gene ihtiyara gelmişler.
''Bir kez daha haklı çıktın'' demişler ''Bu atlar yüzünden tek oğlun bacağını uzun süre kullanamayacak. Oysa sana bakacak başkası da yok. Şimdi eskisinden daha fakir, daha zavallı olacaksın'' demişler.

İhtiyar''Siz erken karar verme hastalığına tutulmuşsunuz.'' Diye cevap vermiş. O kadar acele etmeyin, oğlum bacağını kırdı gerçek bu. Ötesi sizin verdiğiniz karar... Acaba ne kadar doğru ? Hayat böyle küçük parçalar halinde gelir ve ondan sonra neler olacağı size asla bildirilmez.

Birkaç hafta sonra, düşmanlar kat kat büyük bir ordu ile saldırmış. Kral son bir ümitle eli silah tutan bütün gençleri askere çağırmış. Köye gelen görevliler ihtiyarın kırık bacaklı oğlu dışında bütün gençleri askere almışlar,köyü matem sarmış. Çünkü savaşın kazanılmasına imkan yokmuş, giden gençlerin ya öleceği ya da esir düşüp köle diye satılacağını herkes biliyormuş.

Köylüler , yine ihtiyara gelmişler.
''Yine haklı olduğun kanıtlandı'' demişler. Oğlunun bacağı kırık ama hiç değilse yanında.

Oysa bizimkiler belki asla köye dönemeyecekler. Oğlunun bacağının kırılması talihsizlik değil şansmış meğer.

''Siz erken karar vermeye devam edin'' demiş ihtiyar. Oysa ne olacağını kimseler bilemez, bilinen bir tek gerçek var. Benim oğlum yanımda , sizinkiler askerde. Bunların hangisinin talih, hangisinin şanssızlık olduğunu sadece Tanrı biliyor.

Acele karar vermeyin, o zaman herkesten farkınız kalmaz. Hayatın küçük bir parçasına bakıp tamamı hakkında karar vermekten kaçının. Karar verdiniz mi akıl düşünmeyi dolayısı ile gelişmeyi durdurur. Buna rağmen akıl insanı daima karara zorlar çünkü gelişme halinde olmak tehlikelidir ve insanı huzursuz yapar. Oysa gezi asla sona ermez. Bir yol biterken yenisi başlar. Bir kapı kapanırken başkası açılır. Bir hedefe ulaşırsınız ve daha yüksek bir hedefin hemen oracıkta olduğunu görürsünüz.''*
· Lao Tzu

Mehmet Mermer

Okunma Sayısı: 0  / Yorum Sayısı: 0
Bu yazıya daha önce yorum yapılmamış ?
Yorum
Üye olmak için tıklayınız...